| Back | Index | Next |
buna göre, uzunluğu birkaç fersahı bulan büyük şehirlerde birkaç cuma namazı teşkil edilebilir
m. 1586- cuma namazı edâ olunmadan önce, cuma namazı için kararlaştırılandan daha az bir mesafe içerisinde başka bir cuma namazının, kendilerinden önce veya kendileriyle aynı zamanda kalınmadığından ve kılınmayacağından emin olmaları ihtiyaten müstehaptır
m. 1587- aynı zamanda ve tayin edilenden az mesafe (bir fersah) içinde iki cuma namazı kılınacak olsa, ikisi de bâtıldır. ama onlardan biri, iftitah tekbirini söyleyecek kadar bile olsa önce başlarsa, diğeri bâtıldır. cuma namazı kılanlar, ister kendilerinden önce veya sonra yakın mesafede namaz kılındığını veya kılınacağını bilsin, ister bilmesin hüküm aynıdır. sıhhatinin şartı, hutbelerde değil namazda önceliktir. dolayısıyla, bu iki cuma namazından biri hutbelerde önce olduğu halde diğeri namazda önce olursa, ikinci namaz (namaza önce başlayan) sahih ve diğer bâtıldır
m. 1588- gerekli mesafeden az bir mesafede namaz kılındığına yakin ettikleri halde, o namazın kendilerinden önce mi, sonra mı başladığında şüphe ederlerse ya da o namazın onlarla bir zamanda kılınıp kılınmayacağında şüphe edilirse her iki durumda da cuma namazı teşkil edilebilir. yine, öbürlerinin kıldığı cuma namazının kabul olup olmadığına itminan olmazsa hüküm aynıdır.
m. 1589- cuma namazından sonra, uzaklığı tayin edilen mesafeden az olan bîr yerde başka bir cuma namazı daha teşkil edildiğini anlarlar ve her iki cemaat da diğerinden önce başladıklarına ihtimal verirlerse, hiçbirine cuma namazının lâdesi veya öğle namazı farz olmaz. gerçi iadenin farz oluşuna hüküm, ihtiyata uygundur. ama üçüncü bir cemaat çıkıp o sınırlar içerisinde cuma namazı
kılmak isterse, önceden kılınan iki namazın da bâtıl olduğuna yakin etmelidir. eğer iki cemaattan birinin kıldığı namazın sahih olacağına ihtimal verirlerse, cuma namazı ikâme edemezler.
m 1590- veliyy-i asr (hz. mehdi a.s)'ın gıybeti zamanında cuma namazı farz-i tayini olmadığından, cuma ezanından sonra alış-veriş ve diğer muamellerde bulunmak haram değildir.
m. 1591- kurban ve fıtır (ramazan) bayramı namazı. masum imam(as) huzuru zamanında farzdır ve cemaatla kılınmalıdır. imam'ın (as) gaip olduğu zamanımızda ise müstehaptır; hem cemaatle ve hem de münferit olarak kılınabilir.
m. 1592- kurban ve fıtır bayramı namazının vakti, bayram günü güneşin doğuşundan öğleye kadardır.
m. 1593- kurban bayramı namazını güneş yükseldikten sonra kılmak müstehaptır. fıtır bayramında ise güneşin yükselmesinden sonra iftar edip fitreyi verip sonra bayram namazını kılmak müstehaptır.
m. 1594- kurban ve fıtır bayramı namazları iki rekattır. birinci rekatta fatiha ve sureyi okuduktan sonra, beş defa tekbir almalıdır, her tekbirden sonra bir kunut okumalı ve beşinci kunuttan sonra bir tekbir daha alıp rükuya gitmeli ve iki secde yapmalıdır, tekrar ayağa kalkıp ikinci rekatta dört tekbir almalı ve her tekbirden sonra bir kunut okumalı, beşinci tekbiri alıp rüku'a gitmelidir, rükudan sonra iki secde yapıp, teşehhüt okur ve selam verir.
m. 1595- kurban ve ramazan bayramı namazlarının kunutlarında herhangi bir dua ve zikrin okunması yeterlidir. fakat şu duayı okumak daha iyidir:
m. 1596- kurban ve fıtır bayramı namazlarında kıraatin yüksek sesle olması müstehaptır.
m. 1597- bayram namazı için özel bir süre yoktur. fakat birinci rekatında Şems suresini (91. sure) ve ikinci rekatında gaşiye suresini (88. sure) okumak veya birinci rekatta a'la suresini (87. sure) ve ikinci rekatta Şems suresini okumak müstehaptır.
m. 1598- fıtır bayramı günü bayram namazından Önce hurma ile iftar etmek, kurban bayramı günü namazdan sonra bir miktar kurban eti yemek müstehaptır.
m. 1599- insanın bayram namazından önce gusletmesi, yürüyerek yalın ayak vakarla bayram namazına gitmesi ve başına beyaz emame koyması müstehaptır.
m. 1600- bayram namazında zemin (yerin) üzerine secde etmek, tekbirleri alırken elleri kaldırmak ve namazı sesli kılmak müstehaptır.
m. 1601- ramazan bayramı gecesi, akşam ve yatsı namazından sonra, bayram günü sabah, Öğle ve ikindi namazlarından sonra, yine ramazan bayramı namazından sonra şu tekbirleri söylemek müstehaptır:
m 1602- bayram namazının sahrada kılınması müstehaptır ama mekke'de mescit-ul haram'da kılınması müstehaptır.
m. 1603- insanın, kurban bayramında, bayram gününün öğle namazıyla başlayıp on ikinci günü (ayın 12. günü) sabah namazıyla biten on namazın her birinden sonra önceki meselede bildirilen tekbirleri söylemesi ve ondan sonra:
li-aîî li j
demesi müstehaptır fakat eğer kurban bayramında mina'da olursa, bayram günü öğle namazıyla başlayıp zilhiccenin on üçüncü günü sabah namazıyla biten on beş namazın her birinden sonra bu tekbirleri okuması müstehaptır.
m. 1604- bayram namazını üstü kapalı yerde kılmak mekruhtur.
m. 1605- namazın kunut ve tekbirlerinde şüphe ederse şüphe ettiği kunut veya tekbirlerin yeri geçmişse şüphesine itina etmemelidir. ama eğer onun yeri geçmemişse az tarafa karar vermelidir; eğer sonra okumuş olduğunu anlarsa sakıncası yoktur.
m. 1606- eğer kıraati, tekbirleri veya kunutları unutup yerine getirmez ve rükuya gittikten sonra hatırlarsa namazı sahihtir.
m- 1607- eğer rükuyu veya iki secdeyi veya iftitah tekbirini unutursa namazı batıldır
m. 1608- bayram namazında secdenin birini veya teşehhüdü unutursa namazdan sonra onu recaen (allah'ın emirlerine uygun olması umuduyla) yerine getirmesi ihtiyaten müstehaptır. günlük namazlarda, işlediğinde sehiv secdesini gerektiren bir işi bayram namazında yaparsa da namazdan sonra recaen iki sehiv secdesi yapması ihtiyaten müstehaptır.
m. 1609- insanın ölümünden sonra, hayatta iken yerine getirmediği namaz ve diğer ibadetleri için ecir (ücretli) tutulabilir, yani ücret ile onları yerine getirebilir eğer bir kimse onları ücretsiz de yerine getirse sahihtir.
m. 1610- insan, peygamberin ve imamların - aleyhimüsselam- kabirlerini ziyaret etmek gibi bazı müstehap işlerde hayatta olan kimseler tarafından ecir olabilir, ayrıca müstehap olan bir işi yapıp sevabını ölen insanlara veya hayatta olanlara hediye edebilir.
m. 1611- Ölmüş bîr kimsenin kaza namazları için ecir olan kimse ya müçtehit olmalı veya namaz meselelerini
taklit yönünden iyi bilmeli, ya da ihtiyata uygun amel etmelidir.
m. 1612- ecir (ücretli) niyet zamanı meyyiti belirtmelidir ama ismini bilmesi gerekmez. "kendisine ecir olduğum kimse tarafından namaz kılıyorum" dîye niyet ederse yeterlidir.
m. 1613- ecir kendisini meyyit yerine koymalı ve onun tarafından naip olarak onun ibadetlerini kaza etmelidir. yaptığı bir amelin sevabını ona hediye etmesi yeterli değildir.
m. 1614- namazı doğru olarak kılacağına güvenilen bir kimse ecir tutulmalıdır. ama, eğer namazı kıldıktan sonra onun doğru kılıp kılmadığında şüphe edilirse bir sakıncası yoktur.
m. 1615- Ölen birisinin namazları için bir başkasını ecir tutan kimse, onun amelleri yerine getirmediğini veya bâtıl olarak yerine getirdiğini anlarsa, ikinci defa ecir tutmalıdır.
m. 1616- eğer ecir'in amelleri yapıp yapmadığından şüphe ederse, o yaptım dese bile, tekrar ecir tutmalıdır. ama eğer onun yaptığı amelin sahih olup olmadığında şüphe ederse ecir tutmak gerekmez.
m. 1617- özürlü olan bir kimse -mesela, teyemmümle veya oturarak namaz kılan kimse- meyyitin namazı bu şekilde kaza olmuş olsa bile, meyyitin namazları için ecir tutulmaz.
m. 1618- erkek kadın için, kadın da erkek için ecir olabilir. sesli ve sessiz okumada ise ecir kendi vazifesine göre hareket etmelidir.
m. 1619- meyyitin namazlarının kaza olma tertibi bilindiği takdirde tertip üzerine kaza edilmelidir. eğer kaza olma tertibi bilinmezse tertip üzere kılınması gerekmez.
ama bir günün öğle ve ikindi namazlarıyla akşam ve yatsı namazları arasında tertibi gözetmek gerekir.
m. 1620- ecirle namazı müstehaplarından ne kadarıyla birlikte kılması kararlaştırılmamışsa, namazın müstehaplarından normal olan miktarı yapmalıdır.
m. 1621- eğer insan, meyyitin kazaya bıraktığı namazları için bir kaç ecir tutmak isterse onların her birine ayrı bir vakit tayin etmelidir. meselâ, onların biriyle sabahtan öğleye kadar kaza namazı kılmasını kararlaştırdıysa, diğeriyle öğleden akşama kadar kılmasını kararlaştırmalıdır. bunun gibi, her defasında başlayacağı namazı belirtmelidir -meselâ, ilk başladığı namaz, sabah veya öğle ya da ikindi olmalıdır diye kararlaştırmalıdır-. ayrıca onlara, her defasında bir günlük namazı tamamlamalarını ve eğer eksik kalırsa onu hesaba katmayıp öbür seferde bir günlük namaza baştan başlamalarını şart koşmalıdır.
m. 1622- bir kimse, bir sene boyunca meyyitin namazlarını kılmaya ecir olur ve sene tamamlanmadan ölürse, ihtiyaten farz olarak yerine getirmediği bilinen veya ihtimal verilen namazlar için başka biri ecir tutulmalıdır.
m. 1623- bir meyyitin namazları için ecir tutulan kimse onların hepsinin ücretini alır ve namazları tamamlamadan ölürse, bütün namazların hepsini kendisi kılmalıdır diye şart koşmuşlarsa, kılmadığı namazların karşılığı olan ücret onun malından meyyitin velisine verilmelidir. mesela, eğer onların yansını kılmamışsa, aldığı paranın yansı onun malından meyyitin velisine verilmelidir. eğer şart etmemişlerse mirasçıları onun malından ecir tutmalıdırlar. eğer malı yoksa, mirasçıları üzerine bir şey farz olmaz ama ölen kimsenin borcunu vermeleri daha iyidir.
m. 1624- meyyitin namazlarını tamamlamadan önce ölen ecrin de kaza namazı varsa; onun malından ecir tutulduğu namazlar için başka birini ecir tutmalıdırlar. eğer bir şey artarsa, vasiyet etmişse ve mirasçılar izin verirlerse, onun kazaya kalan namazlarının hepsi için ecir tutmalıdırlar; eğer izin vermezlerse, malının üçte biri kendi namazları için sarf edilmelidir.
m. 1625- oruç, âlemlerin rabbinin emrini yerine getirmek için sabah ezanından akşam ezanına kadar insanın ilerde anlatılacak olan orucu bozan şeylerden sakınmasıdır.
m. 1626- insan, orucun niyetini kalbinden geçirmesi veya meselâ, "yarın oruç tutacağım" demesi şart değildir. alemlerin rabbinin emrine itaat için sabah ezanından akşam ezanına kadar orucu bozan şeylerden kendini koruması yeterlidir. bu müddet içinde oruçlu olduğuna yakin edebilmesi için sabah ezanından bîr miktar önceden akşam ezanından bir miktar sonraya kadar orucu bozan şeylerden sakınmalıdır.
m. 1627- ramazan ayının orucu gibi belli farz oruçta akşamın evvelinden sabah ezanına kadar ne zaman isterse yarının orucuna niyet edebilir. eğer ramazan ayı veya başka bir belli farzın olduğunu bilmezse veya unutursa öğleden önce anlarsa, orucu bozan bir iş yapmamışsa niyet etmelidir ve onun orucu sahihtir. ama eğer orucu bozan bir iş yapmamışsa veya öğleden sonra farkına varırsa orucu batıldır. ama akşam ezanına kadar orucu bozan bîr şey yapmamalıdır ve sonra o günün orucunun kazasını
tutmalıdır. müstehap orucun vakti ise akşamın evvelinden diğer akşama, niyet edebilecek kadar bir vakit kalmasına kadardır. bu müddet içerisinde orucu bozan bîr iş yapmamışsa ve müstehap oruca niyet ederse orucu sahihtir.
m. 1628- sabah ezanından önce omca niyet etmeden uyuyan bir kimse eğer Öğleden Önce uyanıp niyet ederse, onun orucu ister farz, ister müstehap olsun, sahihtir. eğer öğleden sonra uyanırsa, farz oruca niyet edemez
m. 1629- ramazan orucundan başka bir oruç tutmak isteyen kimse bunu niyetinde belirtmelidir meselâ, kaza oruç veya adak orucu tutuyorum diye niyet etmelidir. fakat ramazan ayında, ramazan orucu tutuyorum diye niyet etmesi gerekmez hatta ramazan ayı olduğunu bilmez veya unutur ve başka oruca niyetlenirse, ramazan orucu olarak hesaplanır.
m. 1630- ramazan ayı olduğunu bildiği halde, kasten ramazan'dan başka bir oruca niyetlenirse ne ramazan orucu sayılır, ne de niyet ettiği oruç sayılır.
m. 1631- sabah ezanından önce niyet eder, sonra sarhoş olur ve o günün içerisinde ayılırsa; ihtiyaten farz olarak o günkü orucu tamamlamalı ve kaza da etmelidir.
m. 1632- sabah ezanından önce niyet eder sonra bayılır ve o gün içerisinde ayılırsa, ihtiyaten farz olarak o günün orucunu tamamlamalıdır ve eğer tamamlamazsa kazasını yerine getirmelidir.
m. 1633- bir kimse, sabah ezanından önce niyet edip, uyur ve akşam ezanından sonra uyanırsa orucu sahihtir.
m 1634- eğer örneğin, ramazan ayının birinci günü niyetiyle oruç tutar, sonradan da ikinci veya üçüncü günü olduğunu anlarsa, orucu sahihtir.
m. 1635- ramazan ayı olduğunu bilmeyen veya unutan bir insan, öğleden önce ramazan ayı olduğunu anlarsa,
eğer orucu bâtıl eden bir iş yapmamışsa, niyet etmelidir ve orucu sahihtir, ama eğer orucu bâtıl eden bir iş yapmış olur veyahut da ramazan ayı olduğunu öğleden sonra anlarsa, orucu bâtıldır. fakat akşama kadar orucu bozan şeylerden sakınmalı ve ramazan'dan sonra o orucu kaza etmelidir.
m. 1636- bir çocuk, ramazan ayında sabah ezanından önce buluğa erse, oruç tutmalıdır, eğer ezandan sonra buluğa ererse, o günün orucu ona farz olmaz.
m. 1637- meyyitin orucunu yerine getirmek için ecir olan bir kimse, müstehap bir oruç tutarsa sakıncası yoktur. fakat kaza orucu olan kimse müstehap oruç tutamaz. eğer başka bir farz orucu da varsa ihtiyaten farz olarak müstehap oruç tutamaz. eğer unutarak müstehap oruç tutarsa ve öğleden önce hatırlarsa, müstehap oruç bozulur; niyetini farz olan oruca çevirebilir. ama öğleden sonra hatırlarsa, orucu bâtıldır. eğer akşam ezanından sonra hatırlarsa orucu sahihtir.
m. 1638- ramazan ayında, öğleden önce bir kâfir müslüman olursa, sabah ezanından o vakte kadar, orucu bozan bir şey yapmamışsa ihtiyaten farz olarak niyet edip oruç tutmalıdır ve eğer oruç tutmazsa kaza etmelidir.
m. 1639- eğer hasta olan bir kimse ramazan ayında öğleden önce iyileşirse, sabah ezanından o vakte kadar orucu bozan bir şey yapmamışsa, oruca niyet edip o günün orucunu tutmalıdır. eğer öğleden sonra iyileşirse, o günün orucu ona farz değildir.
m. 1640- ramazan ayının her gecesinde ertesi günün orucuna niyet edebilir; ayın ilk gecesinde de ayın hepsinin orucuna niyet etmesi daha iyidir.
m. 1641- Şaban'ın son günü mü, ramazan'ın ilk günü mü olduğu şüpheli olan günde, oruç tutmak farz değildir. eğer oruç tutmak isterse ramazan orucu olarak niyet
edemez. ancak kaza orucu veya onun gibi bir oruca niyet ederse ve sonradan ramazan olduğu belli olursa, ramazan'dan sayılır.
m. 1642- Şaban'ın son günü mü, ramazan'ın ilk günü mü olduğu şüpheli olan gün, kaza orucu, müstehap oruç veya benzeri bir niyetle oruç tutar ve o günün içerisinde ramazan olduğunu anlarsa, öğleden sonra anlamış olsa bile ramazan orucuna niyet etmelidir. ve eğer ramazan niyeti ile oruç tutmuşsa gerçekte ramazan bile olsa orucu batıldır.
m. 1643- ramazan orucu gibi belli zamanı olan farz bir oruçta, oruç tutma niyetinden dönerse, orucu bâtıldır. ancak orucu bozan şeylerden birini yapmaya niyetlenir, ama o işi yapmazsa, orucu sahihtir. yine belli bir zamanı olmayan müstehap ve farz oruçta da hüküm aynıdır; eğer öğleden Önce yeniden niyet ederse orucu sahihtir.
m. 1644- on şey orucu bozar:
yemek.
içmek.
cima.
istimna (kendisiyle oynayarak meni getirmek).
5- allah'a, peygambere (s.a.a) ve imamlar aleyhîmüsselama bir yalanı nispet vermek.
boğaza yoğun katı toz kaçırmak.
kafanın tamamını suya daldırmak.
s- sabah ezanına kadar cünüp, hayız ve nifas halde kalmak.
9- sıvı şeylerle tenkıye yapmak.
10- kusmak.
bunlarla ilgili hükümler ilerde izah edilecektir.
m. 1645- oruçlu kimse kasten bir şey yer veya içerse, isterse onun yiyip içtiği, ekmek ve su gibi normal bir şey olsun, ister toprak ve ağaç şiresi gibi normal olmayan bir şey olsun ister az olsun, ister çok; orucu bâtıl olur. hatta eğer terzi bir dikiş iliği ağzına alıp ıslatır ve bir daha onu ağzına alıp rutubetini yutarsa orucu batıl olur. yine misvakın rutubeti de aynıdır. ama eğer onların ıslaklığı dışarının ıslaklığı denmeyecek kadar ağızda kaybolursa batıl etmez. yine dişlerin arasında kalmış yemek artıklarını yutarsa orucu batıl olur.
m. 1646- oruçlu olan kimse, sehven bir şey yer veya içerse orucu bâtıl olmaz.
m. 1647- oruçlu kimse, gıda yerine istifade edilen iğnelerden sakınmalıdır. ama uzvu uyuşturan veya ilaç yerine kullanılan iğneyi yaptırmasının sakıncası yoktur.
m. 1648- yemek yerken sabah olduğunu anlarsa, lokmasını ağzından dışarı çıkarmalıdır, eğer kasten yutarsa orucu bâtıldır ve ilerde söyleneceği şekilde kefaret de ona farz olur.
m. 1649- oruçlu kimse çok susar ve su içmediği takdirde öleceğinden korkarsa, ölümden kurtaracak miktarda su içebilir ama orucu bâtıl olur ve eğer ramazan ayı olursa günün kalan kısmında orucu bozan şeylerden sakınması gerekir.
m. 1650- oruç tutmak isteyen kimsenin, hatta gündüz boğazına kaçacağına ihtimal verse bile sabah ezanından önce dişlerinin arasını temizlemesi gerekmez. ama dişlerinin arasında kalan şeyin gündüz boğazına kaçacağını bilir de temizlemezse ister boğazına bir şey kaçsın ve ister kaçmasın, orucu bâtıl olur.
m. 1651- tükürüğü yutmak, ekşi ve benzeri şeyleri düşünmek suretiyle ağızda toplanmış olsa bile, orucu bâtıl etmez.
m. 1652- kafa ve göğüs ahlatını (balgam vb.) ağız boşluğuna yetişmeden yutmanın sakıncası yoktur. ama ağız boşluğuna yetişirse, ihtiyaten farz olarak yutulmamalıdır.
m. 1653- bebek ve kuşlar için yiyecek çiğnemek ve yemeğin tadına bakmak gibi normal olarak boğaza ulaşmayan bir işi yapmak, tesadüfen boğaza ulaşsa bile orucu bozmaz. ama eğer insan önceden boğaza ulaşacağını bilir de yutarsa orucu bozulur; kazasını tutması gerekir, kefaret de onun üzerine farz olur.
m. 1654- insan za'f (dayanamamazlık) sebebiyle orucu yiyemez. fakat za'fi normalde tahammül edilmeyecek derecede ise, orucu yemesinin sakıncası yoktur.
3- cima:
m. 1655- cima, ister önden olsun, ister arkadan, cima eden veya edilen ister büyük olsun ve ister küçük yalnızca sünnet yeri kadar dahil olsa ve meni gelmese bile her ikisinin de orucunu batıl eder. ama eğer sünnet yerinden az dahil olursa ve meni de gelmezse orucu batıl olmaz. ama aleti kesilmiş olan binsi sünnet yeri kadar dahil eder ve dahil oldu denilirse orucu batıl olur.
m. 1656- oruçlu olduğunu unutarak veya uykuda ya da mecbur kılınarak cima yaparsa orucu batıl olmaz; ancak cima halinde hatırlarsa veya artık mecbur etmezlerse, hemen cima halinden ayrılmalıdır, eğer ayrılmazsa orucu bâtıldır.
| Back | Index | Next |